Laos’un kuzeydoğusundaki Xieng Khouang Platosu’nda gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar, bölgedeki devasa taş kavanozların gizemini çözmeye yönelik önemli bir bulguya ulaştı. Antiquity dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, ormanlık alanda bulunan büyük bir taş kavanozun içinde 9. ve 13. yüzyıllar arasında yaşamış en az 37 bireye ait kemikler bulundu. Bu keşif, halk arasında “Küp Ovası” olarak bilinen bölgede bulunan binlerce taş kavanozun aslında antik mezarlar olarak kullanıldığı düşüncesini pekiştiriyor.
Arkeologlar, kavanoz içindeki kemiklerin düzenine dayanarak buranın bir “ikincil gömü” alanı olduğu kanaatine varmış durumda. Bu, ölen bireylerin önce başka bir yerde çürümeye terk edildiği, ardından yalnızca kemiklerinin toplanarak bu devasa kavanozların içine yerleştirildiği anlamına geliyor. Ek olarak, ana kavanozun etrafındaki daha küçük taş kavanozların, cesetlerin etlerinden arınması için geçici bir “damıtma” kabı olarak işlev görmüş olabileceği düşünülüyor.
Bu gizemli taş yapılar, ilk kez 1930’larda Fransız arkeolog Madeleine Colani tarafından incelenmişti. O dönemde, bu yapılarla ilgili yiyecek saklama yerine cenaze törenleri amacıyla inşa edildiği iddia edilmişti. Vietnam Savaşı sırasında bölgedeki patlamamış mühimmatlar nedeniyle uzun süre araştırmalara kapalı kalan bölge, bu mühimmatların temizlenmesiyle modern bilim dünyasına açıldı. Yapılan radyokarbon testleri, kavanozların içinde zamanla kül gibi kalıntıların da bulunduğunu gösteriyor; bu durum, Budizm’in bölgeye gelişiyle birlikte geleneklerin değiştiğini ortaya koyuyor.
2019 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen bu devasa taş kavanozlarla ilgili hâlâ birçok soru yanıtsız kalmakta. Taş yapıları inşa eden ve taşıyan insanların nerede yaşadığı ya da nasıl bir sosyal yapı içinde bulundukları hâlâ belirsiz. Araştırmacılar, bu insanların yerleşim alanlarını keşfederek, dev taş kavanozları yapanların gizemli geçmişini tamamen aydınlatmayı hedefliyor.