Hevsel Bahçeleri’nin biyoçeşitliliği kayıt altına alınıyor

Dicle Nehri kıyısında yer alan 8 bin yıllık Hevsel Bahçeleri, 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girdi.

Verimli bir araziye sahip olan Hevsel Bahçeleri’nde sebze ve meyve yetiştiriciliğinin yanı sıra, özellikle çok farklı türlerin ihtiyaçlarına cevap verdiği için 200’ün üzerinde kuş türü, çok sayıda böcek, kelebek, sürüngen, su samuru, tilki, sincap, kirpi ve sansar gibi memeli hayvan barınıyor.

Göçmen kuşların da dinlenme alanı olarak tercih ettiği bahçeler, bu özelliğiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük kuş cenneti özelliğini taşıyor.

Hevsel Bahçeleri’nin gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması için bilim insanları çeşitli çalışmalar yürütüyor.

Dicle Üniversitesi’nden kendi alanında uzman 12 bilim insanı, Hevsel Bahçeleri ile Dicle Vadisi’nin bir bölümünü kaplayan bin dekarlık alanın biyoçeşitliliğini ve yaşayan canlıları kayıt altına alıyor.

Dicle Üniversitesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Satar, kayıt altına alma işlemlerinin ardından elde edilen sonuçların kitaplaştırılarak uluslararası düzeyde tanıtılacağını söyledi.

Prof. Dr. Satar, şöyle konuştu:

“Bu uzun soluklu bir çalışma olacak. Öngörümüz 15 ay ama duruma göre değişebilir. Birçok bilim insanıyla buranın biyolojik zenginliklerini, burada yaşayan canlıları ortaya çıkartacağız. Hocalarımızın dünyaya tanıttığı türler var. Buraya gelen misafirlerimizin gözlemleyebileceği 228’e yakın kuş türü var. Değişik böcekler, kelebekler var. Mesela, Dicle Güzeli kelebeğini burada sonbaharda çok iyi bir şekilde gözlemleyebiliriz. Mezopotamya kolotisi olan bir kelebeğimiz daha var. Ona da rastlamanız olası.

“BURAYI ÇOK İYİ ŞEKİLDE TANITMAK İSTİYORUZ”

“Biz biyolojik açıdan bakıyoruz. Çok daha farklı özelliklere sahip burası, daha önce buralarda ipek böcekçiliği de yapılmış. Hevsel Bahçeleri’nde bulunan dut ağaçları bunlar için kullanılmış. Dolayısıyla Hevsel Bahçeleri kenarında bulunan, burada yaşayan aileler ipek böcekçiliği yapmış. Bunun yeniden canlandırılması mümkün. Bazı ziraatçı arkadaşlarımız ata tohumları üzerinde çalışıyor. Bunları tekrar buraya kazandırmaya çalışacaklar. Böyle bir proje girişimi de var. Bizim yapacağımız çalışmalarımız da var. Burayı çok iyi bir şeklide tanıtmak istiyoruz.” (DHA)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir